6/11/2009 · Kategori:
Tasavvufla İlgili Konular
Allah'ın takva sahibi dostları (veliler) Muhammed (S.A.V.)'e uyan, emirlerini yapan, yasakladıklarından kaçınanlardır. Onlar peygamberin kendilerine açıkladığı her konuda ona itaat etmişlerdir. Buna karşılık Allah onları melekler ve ruh ile desteklemiş, kalplerine kendi nurunu serpmiştir. Kerametler Allah'ın takva sahibi dostlarına ve seçkin evliyalarına bir ikramıdır. Onların kerametleri ya dini bir ihtiyaçtan ya da müslümanların ihtiyacından dolayı meydana gelir. Nitekim Peygamberinin (S.A.V.) mucizeleri de aynı nedenle meydana gelmiştir. (Usulü Akidetü'l-İslami, İmam Ebu Cafer Ahmed b.Sellame el-Ezedi et-Tahavi)
Allah dostlarının kerametleri ancak onların, Resulüllah'a uymalarının bereketinden dolayı meydana gelmiştir. Sonuç itibarıyla bu kerametler de onun birer mucizesi sayılır.
Meselâ, ayın yarılması elindeki çakıl taşlarının Allah'ı tesbih etmesi hurma kütüğünün onun için ağlaması miraç günü Beyti Makdis'in (Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın) özelliklerini haber vermesi ,olanı ve olacağı haber vermesi Kur'ân'la desteklenmesi, defalarca yiyecek ve içecekleri çoğaltması, Ümmü Süleym'in meşhur hadisinde anlattığı gibi Hendek savaşında bir tas yemekle askerin tamamını doyurduğu halde yemeğin hiç eksilmemesi ve Hayber savaşında da benzeri bir olayın meydana gelmesi onun mucizelerinden bazılarıdır.
Yine suları hiç eksilmeyecek biçimde artırması, Tebük seferinde az bir yemekle üç bin civarındaki askerlerin taslarını hiç eksilmemecesine doldurması, parmaklarının arasından defalarca suyun fışkırması, ve insanların, Hudeybiye esnasında olduğu gibi 1400 veya 1500 kişinin bu suyla kanması duasıyla Ebu Katade'nin gözlerinin daha mükemmel bir şekilde yerine gelmesi K'ab b. Eşrefi öldürmeye yolladığı Muhammed Mesleme'nin kırılan ayağını eliyle mesh ederek iyileştirmesi yüz otuz kişiyi bir koyunun etiyle sırayla doyurması, herkese koyunun ciğerinden bir parça mutlaka vermesi buna rağmen etin gitgide artması ve Abdullah b. Cabir'in bir yahudiye olan 30 vasak (ölçek) borcunu ödemesi bunlardandır.
Sahabelerden, tabilerden ve onlardan sonraki sahih insanlardan rivayet edilen kerametler oldukça fazladır.
Meselâ Üseyd b. Hudayr Kehf sûresini okurken gökyüzünden karanlıklar içindeki lâmbalar gibi melekler onun okuyuşunu dinlemek için iniyorlardı
Yine melekler İmran b. Hüsayn'a selâm veriyorlardı.
Selman ile Ebu Derda (Allah onlardan razı olsun) bir tencerede yemek yerlerken tencere veya (diğer bir rivayetle) tencerenin içindekiler Allah'ı tesbih ediyorlardı.
Ebu Bekir Sıddık'ın Buhari ve Müslim'de nakledilen hikâyesi de bunlardandır:
Ebubekir üç misafiriyle birlikte evine gitmişti. Yemekte, sofralarında ki şeylerin her lokmayı yiyişte bir öncesinden daha fazla olduğunu gördü. Ebubekir ve hanımı bu durumu seyrettiler. Bu durumu derhal Resulüllah'a arzettiler. Bütün ahali, geldiler ve bu yemeği yiyip doydular.
Habib b. Adi (Allah onun şerefini artırsın) Mekke'de müşriklerin elinde esir idi. Müşrikler onun üzüm yediğini görüyorlardı. Halbuki Mekke'de üzüm yoktu.
Amir b. Füheyr şehid edilmişti. Düşmanlar onun cesedini aradılar, fakat bulamadılar. Çünkü şehid olur olmaz göğe yükselmişti. Amir b. Tufeyl onun yükseltildiğini bizzat görmüştü.
Ümmü Eymen hicret etmek için yola çıkmıştı. Yanında ne azık ne de su vardı. Neredeyse susuzluktan ölecekti. Nihayet iftar vakti geldi. O bu vakte kadar (mecburen) oruç tutmuştu. Başının üstünde bir şey sezdi. Başını kaldırdı. Bir de ne görsün, boşlukta sallanan dolu bir kova... Kanıncaya kadar içti. Bundan sonra ölünceye kadar susuzluk hissetmedi.
Resûlüllah'ın kölesinin hikâyesi... Arslan onun, Resulüllah'ın elçisi olduğunu duyunca gideceği yere varıncaya kadar önü sıra yürümüştü.
Berra b. Malik, Allah'ın adına yemin ettiğinde Allah onun yemininin gereğini yapardı.
Harp şiddetlendiğinde müslümanlar Berra'ya:
- Ey Berra, Rabbine yemin et (dua et) derlerdi.
Berra da:
- Ey Rabbim, yemin ederim ki eğer sen güçlerini alır, bizim elimize düşürürsen düşmanlarımız yenilir derdi.
Kadisiye günü de:
- Ey Rabbim, onların güçlerini kes ve beni de şehidlerin ilki kıl diye yalvardı.Müslümanlar düşmanı tamamen yendiler. Berra ise harp esnasında şehid olmuştu.
Halid b. Velid iyi korunmuş sağlam bir kaleyi kuşatmıştı.
Kaledekiler:
- Sen bizzat zehir içmedikçe teslim olmayız dediler. Halid, zehiri içti fakat hiç bir zarar görmedi.
Şad b. Ebi Vakkas'ın her duası kabul edilirdi, istediği her şey verilirdi. Kisra'nın ordularını yenmiş ve Irak'ı fethetmiştir.
Ömer b. Hattap bir ordu yollamış ve Sariya isimli bir adamı orduya emir tâyin etmişti.
Bir ara Ömer hutbe okurken minberden bağırmaya başladı.
- Ya Sariya dağa, ya Sariya dağa!..
Bir süre sonra ordudan haber geldi ve ona:
- Ey müminlerin emiri, bir düşmanla karşılaşmıştık. Az kaldı bizi yarıyorlardı. Ansızın bir ses duyuldu. "Ya Sariya dağa, ya Sariya dağa!" diye sesleniyordu. Sırtımızı dağa dayadık. Allah böylece onları perişan etti, diye haber verdi.
Zenire (R.A.)'ya müslüman olduğu için işkence yapılıyordu. Zenire İslâm'dan dönmemekte direndi müşrikler gözlerini oydular. Sonra:
- Senin gözlerini Lat ve Uzza çıkardı dediler. O da:
- Hayır ikiside çıkarmadı. Vallahi dedi. Allah onun gözlerini geri verdi.
Saad b. Zeyd Haken'in kızı Erve'nın gözlerinin kör olması için dua etti:
- Ey Allahım, eğer yalancıysa gözlerini kör et ve onu kendi arazisinde öldür, dedi.
Ervanın gözleri körleşti. Sonra kendi arazisinde bir çukura düşerek öldü.
Ala b. Hadrami Resulüllah (S.A.V.)'in Bahreyn'deki zekât toplama memuru idi.
"Ya Halim, ya Alîyy, ya Azim, diye dua ettiğinde icabet edilirdi.
Yanlarında su olmadığı bir keresinde içmeye ve abdest almaya su vermesi için Allah'a dua etti. Duası kabul edildi.
Denizin kendilerine engel olup, atlarıyla geçemediklerini görünce Allah'a dua etti, hepsi atlarıyla yürüdüler fakat atlarının eğeri bile ıslanmadı.
Yine, öldüğünde cesedinin görülmemesi için dua etti. Öldüğünde cesedini mezarında bulamadılar.
Benzeri olaylar, Ebu Müslim Havani'nin başından da geçti.
O, askeriyle beraber Dicle Nehrini geçmişti. Boyunca ağaçlardan atlardı.
Bir keresinde arkadaşlarına dönerek; içinizden bir şey kaybeden oldu mu diye sordu. Arkadaşlarından biri bir şey kaybettiğini söyledi. Ebu Müslim:
- Beni takib et dedi. Adam onu takib etti. Biraz yürüdüler ilerde bir yere takılı halde bulup aldılar.
Peygamberlik iddiasında bulunan Esved el-Ansi ona:
- Benim Allah'ın Resulü olduğumu kabul ediyor musun diye sordu.
Ebu Müslim:
- Duymadım diye cevapladı. Esved:
- Yoksa Muhammed'in mi Allah'ın Resulü olduğuna inanıyorsun dedi. Ebu Müslim:
- Evet diye cevap verdi.
Esved bunun üzerine onu ateşe atmalarını emretti. Ateşe attılar- Fakat bir müddet sonra onun ateşin içinde namaz kılmakta olduğunu gördüler. Ateş onun için ferah ve selâmlık olmuştu.
Peygamber (S.A.V.)'in vefatından sonra Medine'ye gittiğinde Ömer ile Ebubekir'in arasına oturarak:
- Muhammed'in ümmetini tekrar göstermeden beni öldürmeyen ve bana Halilullah İbrahim'e yaptığı ikramı yapan Allah'a hamd olsun dedi.
Cariyesi yemeğine zehir koydu fakat hiç bir zarar veremedi.
Bir kadın onun hanımını kendi aleyhine aldattı. Bunun üzerine Ebu Müslim onun için beddua etti. Kadının gözleri kör oldu.Pişman olarak Ebu Müslimin yanına gelip tevbe etti Ebu Müslim'de onun için tekrar dua etti ve Allah kadının gözlerini bağışladı.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır