Teslimiyet ve Tevekkül. - BEKA YOLCULARI - Blogcu




Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
ANASAYFA
HAKKIMDA
ARKADAŞLARIM
ARŞİV
RSS
Image Hosted by ImageShack.us

KATEGORİLER

Image Hosted by ImageShack.us

SON YAZILAR

  • Hakka Sevdalı Olabilmek!
  • Bütün Dünya Benim Olsa Gamım Bitmez Nedendir?
  • Kur'ân Ve Hadîs Arasındaki Fark.
  • Tefsirler ve fıkhın önemi.
  • Gönüller Konuşunca .
  • Kelime-i Tevhide Nasıl İnanmalıyız - 1
  • Kelime-i Tevhide Nasıl İnanmalıyız - 2
  • Image Hosted by ImageShack.us

    ARKADAŞLARIM

  • Blogcu Yardım
  • surgunsehrim
  • Efsane Peri
  • mevedde
  • serpilobakizi
  • bilgiyuvam
  • selam dost
  • barisakturk
  • hakan kurtuluş
  • carpe
  • CAN RECEP ASLAN
  • maneviiklim
  • leyla tahsin
  • inancimveben
  • BAŞBUĞ ALPHAN
  • Image Hosted by ImageShack.us

    BAĞLANTILARIM

    Tefsir Külliyatı
    Kavram Tefsiri
    Quran Explorer
    The Holy Quran
    Kuran ve Bilim
    Kuran’ı Kerimin Fazileti
    Tarikat ve Rabıta
    İnanç ve İman
    Kütübü Sitte
    Ehli Sünnet Yolu
    İslam Anayasası
    Mezhep ve Mezhepler
    İslamda Temizlik
    İslamda Aile
    İslam ve Yaşantımız
    Dokunmayın Bacıma
    İslam Ahlakı
    Mubarek Geceler
    Düşmanımız Şeytan
    Yaşayan Hurafeler
    İslam Tarihimiz
    Şerefli Ecdadımız
    Ailede Eğitim
    Kadın Erkek İlişkileri
    Ema-ül Hüsna
    İslami İctihatlar
    Dini İbadetlerimiz
    İslamda 32- Farz
    İslamda Zekat
    İslamda Oruç
    İslamda Riba (Faiz)
    Kurban
    Hac Bahsi
    Cennet Yolu
    Haramlar
    Kıssadan Hisseler
    Kıyamet Alametleri
    Muhammed s.a.v
    Peygamberimizin s.a.v Ahlakı
    Peygamberler-1
    Peygamberler-2
    Sahabeler
    Dinler ve Peygamberler
    Abdest gusül Taharet
    40-hadis ve açiklamasi
    İslamı Yaşamayı Bilmek
    Tevhidin Hakikatı
    Rabıta Ve Nakşibendilik
    Hak Dostları
    Buluğül Meram
    Cennet ve Cehennem
    Dini Hikayeler
    Dinimizi Öğrenelim
    Düşmanımızı Tanıyalım
    Fi-zilail Kuran Tefsir
    Fıkıh Ansiklopedisi
    Peygamberimiz s.a.v Hayatı
    Resülullahın s.a.v Sevgisi
    Hadis-i Şerif Külliyatı
    Geylaniden Sohbetler
    İslamda Namaz
    İslamda Oruç
    İslamda Zekat
    İslamda Hac
    Kavram Çalışmaları
    Kültür Edebiyat
    Düşünce Fikir
    Yoldaki İşaretler
    Eğitim Yazıları
    Osmanlı Padişahları
    Sakıncalı Maddeler
    Millet-i İbrahim
    İlah Kavramı
    Rab Kavramı
    Din Kavramı
    İbadet Kavramı
    Dalalet Kavramı
    Fitne Kavramı
    Doğru Bildiğimiz Yanlışlar
    Riya Kavramı
    Atalar Dini
    Tevhid Kavramı
    Şirk Kavramı
    Küfür Kavramı
    Tağut Kavramı
    Fısk Kavramı
    Endad Kavramı
    Demokrasi Kavramı
    Hüküm Kavramı
    Cahiliye Kavramı
    Takva Kavramı
    Cihad Kavramı
    Tevekkül Kavramı
    Hidayet Kavramı
    Laiklik Kavramı

    BEKA YOLCULARI





    KURAN OKUMAYI ÖĞRENMEK İSTEYENLER BU ADRESE TIKLAYIN

    www.elifbaa.blogcu.com

    Teslimiyet ve Tevekkül.

    23/10/2009 · Kategori: Dini Yazılar

    Hak yola girmiş bir insanın bilmesi lazım gelen önemli meselelerden birisi de Hakk’a tevekküldür. Yani kendi üzerine düşeni eksiksiz yapar, bir taraftan da neticeleri Allah Tealâ’ya havale eder. O’nun takdirine razı olup hiçbir şeyden şikayet etmez. Çünkü şikayet ve tevekkülün bir arada olması mümkün değildir.

    Allahu Azimüşşan Hazretleri’nin takdir ettiği zorluk ve sıkıntılardan, bela ve musibetten söz edip şikayet etmek, teslimiyet ve tevekkülü zedeler. Başa gelen sıkıntıya da bir faydası olmaz. Çünkü Allah Tealâ’nın takdir ettiğini bütün kâinat bir araya gelse değiştiremez. O ne takdir ettiyse gerçekleşir.

    Bir bela ve musibetle karşılaşan kişi, belasını sabırsızlıkla yanındaki eşine dostuna ulaştırdığı zaman, aslında Allah Azimüşşan’ı kula şikayet etmiş olur. “Gördün mü başıma geleni? Allah bana neler yaptı!” demeye gelir. Halbuki Hak yolcusu kişi ilâhi sevgiye taliptir. Sevmek, sevilmek için yola çıkmıştır. Durum böyle iken hem sevgi hem şikayet bir arada olmaz.

    Böyle bir taleple yola çıkan kişi, mürşidinden aldığı eğitimin nuruyla Rabbini bilmeye yönelir. Bütün gaye de gafletten kurtulup bu marifete ermektir. Rabbini bildikten sonra da artık şikayete yol kalmaz. Seve seve Rabbine kulluk eder. Artık hiçbir bahane onu yolundan alıkoymaz.

    Kıyamet gününde bir kul Allah’ın huzuruna getirilir. “Seni kulluktan ne alıkoydu?” denir. “Dünya işlerim alıkoydu.” der. Allah Tealâ o zaman misal gösterir. “Sen görmedin mi on iki sene zindanda kalan Yusuf’u? Beni Rabbi olarak bildi, zikrimden gafil olmadı. Görmedin mi Yunus’u, balığın karnında her an beni zikretti. Eyüp, o kadar sıkıntıya rağmen beni anmaktan geri kalmadı.”

    Sonra bir zengini getirirler. “Seni benim kulluğumdan ne alıkoydu?” denir. “Malımın çokluğu beni meşgul etti..” der. Süleyman Aleyhisselam huzura getirilir. “Sen Süleyman kulumu görmedin mi? Bütün dünyayı nimet olarak verdim. Dünyadan geçmişlerle oturur, beni zikrederdi.”

    Bahane arayan, durumu iyi de olsa, kötü de olsa kendince sebepler bulur. Kendisine verilenden razı olmaz, sabırsızdır, her şeyi acele ister, şikayetlenir. Fakat böyle davranmanın sonu hayrolmaz. İnsan sabredip azmederek hakka uygun hareket etmedikçe, nasıl yaşıyor olursa olsun, farketmez. İster taş taşısın, ister yan gelip yatsın, Rabbini bilip O’nu anmadıkça huzur bulmaz. Halbuki insanın bütün ihtiyacı Cenab-ı Hakk’ı bilmektir. Dünyanın rahatı, zenginliği değil...

    Şöyle bir kıssa anlatılır: Süleyman Aleyhisselam zamanında mağarada yaşayan bir âbid vardı. Nebevî bir mucize olarak Süleyman Aleyhisselam semadan kavmiyle beraber geçerken, mağaradaki derviş onları gördü. “Ya Rabbi, Davud’un oğlu Süleyman’a ne çok mülk ve nimet vermişsin!” dedi. Süleyman Aleyhisselam bu sözü duyup mağaraya indi ve dervişe: “Ey âbid, sırlarını anlayamacağın meselelerin peşine düşme. Vazifeli olduğun kulluğu yerine getirip, şu mağarada bir kere Allah veya lâ ilâhe illallah demen, Davud’un oğlu Süleyman’a verilen mülkten daha hayırlıdır.” dedi.

    İnsan gökte de uçsa, mağarada da yaşasa işi bellidir. Dünyaya başka bir şey için gelmiş değildir. Teslim olacak, razı olacak ve ibadet edecektir. Ancak bu teslimiyet ve tevekkül içinde huzur bulur.

    İlim buna ulaşmak içindir, ibadet bunun içindir. Allah Tealâ’nın kula takdir ettiği her şey, bela ve musibetler de sabırla, sükûnetle karşılandığında bunun içindir. Öyle ki Rasulullah s.a.v. Efendimiz, “Allah bir kulunu sevdiği zaman onu bela ve musibetlere müptela kılar.” buyurmuştur.

    Şüphesiz, Rabbimizden iki cihanda afiyet dilememiz istenmiştir. Rabbimizden hem afiyet dileriz, hem de şikayeti bırakıp, ibadet ve taatle meşgul oluruz. O’nun takdirine teslim olur, O’na tevekkül ederiz.

       
       ( alıntı)

     

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

    0 yorum yazılmıştır

    « Önceki :: Sonraki »

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
    Image Hosted by ImageShack.us

    OLMASI GEREKENLER


    Image Hosted by ImageShack.us


    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us

    MESAJ KUTUSU


    Image Hosted by ImageShack.us


    KURAN-I KERİM DİNLE





    Image Hosted by ImageShack.us


    Image Hosted by ImageShack.us

    HABERLER



    Image Hosted by ImageShack.us
    MANZARALAR
    Hergüne Bir Manzara Resmi

    CAMİ RESMİ
    Günün Cami Resmi

    uveysiyim.Blogcu.Com


    Image Hosted by ImageShack.us


    Blogcu.com uyarlama Şablonmix