İnsanın Letaif,i. - BEKA YOLCULARI - Blogcu






ANASAYFA
HAKKIMDA
ARKADAŞLARIM
ARŞİV
RSS

KATEGORİLER

SON YAZILAR

  • Ben üşüyorum, Sen, Dost'un gözleriyle ısıt beni.
  • Ağlayalım ağlanacak halimize güldüğümüze.
  • Muhasebe.
  • Şevket Babadan...
  • Şevket Babadan.
  • Tefekküre Daldıran Güzel Dizeler.
  • Allah c.c. Kimleri Sevmez.
  • ARKADAŞLARIM

  • Blogcu Yardım
  • surgunsehrim
  • mevedde
  • serpilobakizi
  • selam dost
  • hakan kurtuluş
  • carpe
  • maneviiklim
  • BAĞLANTILARIM

    Tefsir Külliyatı
    Kavram Tefsiri
    Quran Explorer
    The Holy Quran
    Kuran ve Bilim
    Kuran’ı Kerimin Fazileti
    Tarikat ve Rabıta
    İnanç ve İman
    Kütübü Sitte
    Ehli Sünnet Yolu
    İslam Anayasası
    Mezhep ve Mezhepler
    İslamda Temizlik
    İslamda Aile
    İslam ve Yaşantımız
    Dokunmayın Bacıma
    İslam Ahlakı
    Mubarek Geceler
    Düşmanımız Şeytan
    Yaşayan Hurafeler
    İslam Tarihimiz
    Şerefli Ecdadımız
    Ailede Eğitim
    Kadın Erkek İlişkileri
    Ema-ül Hüsna
    İslami İctihatlar
    Dini İbadetlerimiz
    İslamda 32- Farz
    İslamda Zekat
    İslamda Oruç
    İslamda Riba (Faiz)
    Kurban
    Hac Bahsi
    Cennet Yolu
    Haramlar
    Kıssadan Hisseler
    Kıyamet Alametleri
    Muhammed s.a.v
    Peygamberimizin s.a.v Ahlakı
    Peygamberler-1
    Peygamberler-2
    Sahabeler
    Dinler ve Peygamberler
    Abdest gusül Taharet
    40-hadis ve açiklamasi
    İslamı Yaşamayı Bilmek
    Tevhidin Hakikatı
    Rabıta Ve Nakşibendilik
    Hak Dostları
    Buluğül Meram
    Cennet ve Cehennem
    Dini Hikayeler
    Dinimizi Öğrenelim
    Düşmanımızı Tanıyalım
    Fi-zilail Kuran Tefsir
    Fıkıh Ansiklopedisi
    Peygamberimiz s.a.v Hayatı
    Resülullahın s.a.v Sevgisi
    Hadis-i Şerif Külliyatı
    Geylaniden Sohbetler
    İslamda Namaz
    İslamda Oruç
    İslamda Zekat
    İslamda Hac
    Kavram Çalışmaları
    Kültür Edebiyat
    Düşünce Fikir
    Yoldaki İşaretler
    Eğitim Yazıları
    Osmanlı Padişahları
    Sakıncalı Maddeler
    Millet-i İbrahim
    İlah Kavramı
    Rab Kavramı
    Din Kavramı
    İbadet Kavramı
    Dalalet Kavramı
    Fitne Kavramı
    Doğru Bildiğimiz Yanlışlar
    Riya Kavramı
    Atalar Dini
    Tevhid Kavramı
    Şirk Kavramı
    Küfür Kavramı
    Tağut Kavramı
    Fısk Kavramı
    Endad Kavramı
    Demokrasi Kavramı
    Hüküm Kavramı
    Cahiliye Kavramı
    Takva Kavramı
    Cihad Kavramı
    Tevekkül Kavramı
    Hidayet Kavramı
    Laiklik Kavramı

    ANA SAYFA





    KURAN OKUMAYI ÖĞRENMEK İSTEYENLER BU ADRESE TIKLAYIN

    www.elifbaa.blogcu.com

    İnsanın Letaif,i.

    8/11/2009 · Kategori: Tasavvufla İlgili Konular

    Letaif ; Arabça 'Latife' kelimesinin çoğulu olup "Latifeler" anlamındadır. Latife insan vücuduna yerleştirilmiş manevi, nuranî cevherlere verilen isimdir.

    Gizli, sırlı ve iç bünyede saklı cevherler olan Letâif, baş gözüyle görülmezler, ancak gördükleri vazifelerden varlıkları anlaşılır. İnsanın aslı bunlardır. Bu cevherler mümin-kafir her insanda mevcuttur. Kâmil mürşidler bu cevherleri ilim, tecrübe ve müşahede ile tanıyıp yerlerini ve görevlerini tespit etmişlerdir.

    Latife, Kur'an-ı Kerim kaynaklı insanın psikospiritüel duyuüstü melekelerinden her biridir. Geleneksel Çin tıbbında akupunktur meridyenleri veya şakraları andırır.

    Cenab-ı Hakk (c.c) insanı on asıl şeyden yaratmıştır. Beşi mahlukat alemi denilen hâlk alemindendir. Bunlar toprak, su, hava, ateş ve nefstir. Bunların başkanı ve hakimi nefstir.

    Âlem-i emrden olan letâif, rûhani ve nûrani, âlem-i halktan olan letâif ise cismâni ve zulmânidir.

    Bir mü’minin nefsi, yedi sıfatında terakki edebilmesi için vücûdunun müştemil bulunduğu letâif-i seb’a denilen letâifin de; zikir, fikir ve tefekkürle tasfiye ve terbiye görmesi lazımdır.

    O yedi sıfat da: Kalp, Sır, Ruh, Hafi, Ahfa ve Nefs-i natıka ile tüm bedendir. İnsanı diğer canlılardan ayıran fark âlem-i emrden olan rûhâni ve nûrani letâif-i hamse (letaifden beş tanesi) kalb, ruh, sır, hafi, ahfa âlem-i emrdendir. His, hayal, yön ve mekanla sınırlanmayan, mesafe ve maddesi olmayan, Allah’ın ‘ol’ emri ve iradesinin tecelli etmesiyle yaratılan şeylerden oluşan Âlem-i emr(=emir alemi)'den olan letâif, rûhani ve nûranidir.

    Nefs ile cesedin ihtiva ettiği anâsır-ı erbaa (=Dört Unsur) –ki ateş, hava, su ve toprak- da Ölçü ve hesap ile bilinebilen, gözle görülen ve incelenebilen cisimlerden oluşan âlem-i halktandır. Halk aleminden olan letâif cismâni ve zulmânidir.

    Diğer beş unsur ise, asılları alem-i emirden olan insani kalb, ruh, sır, hafi ve ahfadır. Bunların başkanı ve hakimi kalptir.

    Allah, kudreti ve hikmetiyle aşk yoluyla her iki alemin latifelerinin aralarını birleştirmiş ve kaynaştırmıştır. Öyle ki bunlar birbirinden ayrılmak istemezler. Bu aşktan dolayı hâlk aleminin latifeleri emir aleminin latifelerini hükmü altına almıştır.

    Letaifin Vücudda yerleşim Yerleri:


    1. Kalb, sol memenin dört parmak altındadır. İlahi huzur ve tecelliyat mahâllidir.

    2. Ruh, sağ memenin dört parmak altındadır. İlahi aşk ve muhabbet mahâllidir.

    3. Sır, sol memenin iki parmak üstündedir. İlahi marifet mahâllidir.

    4. Hafi, sağ memenin iki parmak üstündedir. ilahi tecelli ve nurlar içinde kaybolma mahallidir. Buna istiğrak denir.

    5. Ahfa, göğüs kafesinin üst ucundan yani gırtlak çukurundan iki parmak kadar aşağıdır. İlâhî sır mahallidir. Gizli ilimler ve tecelliler merkezidir. Burada elde edilen duruma izmihlal denir.

    6. Nefs-i natıka (külli) latifesinin yeri iki kaşın ortasıdır.

    7. Nefs-i Külli ( Tüm Beden ) : Sultani Zikir Makamı.

    Kalb bütün latifelerin merkezi olup "Ruh"un sarayıdır. Ruh kalbde egemen olunca, bedeni "Ruh"un emirlerine göre yönetir; ruh vasıtasıyla aldığı ilâhi feyiz ve terbiyeyi bedenin bütün işlerine yansıtır. Kalbde yakîn nûru parlamaya başlayınca dünya hayatı fâni ve değersiz görünür. Çünkü kalb, marifetullah nûrunun parlayacağı yegâne mahaldir ki, iman güneşi o burçtan doğar. Bütün ilâhi sırlar orada gizlidir. Kalbde o hakiki, lâhutî güneşin doğmasıyla bu yüksek tecellinin nurlu eserleri insanın bütün azalarında zâhir olur. O zaman kulluk vazifelerini; derin ve derûni bir zevk ve neş’e içinde seve seve îfa eder. Kalbin salahının cesede sirayetini Buhari’deki şu Hadis-i Şerif izah etmektedir: “Dikkat ediniz ki, insanın cesedinde bir et parçası vardır ki, o et parçası sâlih oldukça bütün vücuddaki âzalar sağlam olur. Eğer o fasid olursa bütün cesedi bozulur. O et parçası kalptir.”

    Terbiye olmamış nefs, devamlı kötülüğü emreden sıfatıyla kalbi tamamen hükmü altına aldığı zaman, kalbden Allah için hiç bir hayırlı amel çıkmaz. Bu durumda ruh da, nefsin arzularına bağımlı hâle gelir. Artık kalb ve ruh asli vazifelerinden uzaklaşmış ve ölmüşçesine gaflete düşmüş olurlar. Bu hâl kalbin perdelenmesi ve günahlarla kararmasıdır.

    İnsanın bu durumdan kurtulması için çok ciddi bir tedaviye ihtiyacı vardır. Bu tedavinin en güzel ve en kolay yolu bir mürşid-i kâmilin elinden tövbe alıp, kendisine intisap edip manevi terbiyeden geçmektir.

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

    0 yorum yazılmıştır

    « Önceki :: Sonraki »

    OLMASI GEREKENLER






    MESAJ KUTUSU


    Image Hosted by ImageShack.us


    KURAN-I KERİM DİNLE






    HABERLER


    SİTE TRAFİK


    MANZARALAR
    Hergüne Bir Manzara Resmi

    CAMİ RESMİ
    Günün Cami Resmi

    uveysiyim.Blogcu.Com

    Online Kişi Sayacı Alabama Jones Act Lawyer
    Google

    Blogcu.com uyarlama Şablonmix