BEKA YOLCULARI - Blogcu

Image Hosted by ImageShack.us
ANASAYFA
HAKKIMDA
ARKADAŞLARIM
ARŞİV
RSS
Image Hosted by ImageShack.us

KATEGORİLER

Image Hosted by ImageShack.us

SON YAZILAR

  • Ramazan Ayının Güzelliği.
  • Ramazan Ayının Bereketi.
  • Şems-i Tebrizi (k.s) Hz. lerinin 40 Altın kuralı.
  • Veysel Karani (k.s) Hazretleri.
  • Bir Tas Çorbanın Ücreti..
  • Fatiha Suresindeki İnce Sır.
  • Aşk Bağının Bülbülü: Yunus Emre.
  • Image Hosted by ImageShack.us

    ARKADAŞLARIM

  • Blogcu Yardım
  • elektrikertunca
  • surgunsehrim
  • Efsane Peri
  • ismail yıldırım
  • İlker Çelik
  • 8cennet
  • mevedde
  • eser ali
  • serpilobakizi
  • vatanseverreis
  • mustafa mazlum
  • bilgiyuvam
  • semra 58
  • selam dost
  • YEMEK SEFASI
  • barisakturk
  • hakan kurtuluş
  • carpe
  • CAN RECEP ASLAN
  • maneviiklim
  • leyla tahsin
  • havadankoyu
  • tamercosgun
  • inancimveben
  • La-Tahzen
  • nurdan-hayaller
  • memleketim-adana
  • Avare Aşık
  • emre küçük
  • sevgiliyesevdali
  • siiraskveedebiyatbahcesi
  • mavizambak
  • İslam Ahlakı
  • ali yıldız
  • Vizyon maker
  • ilminfazileti
  • nura-yolculuk
  • ERSİN ATALAR
  • leyl-iserd
  • sana-duamm
  • kokuna-hasret
  • Video izle
  • yasinozen
  • huzur-sokagi
  • Image Hosted by ImageShack.us

    BAĞLANTILARIM

    Tefsir Külliyatı
    Kavram Tefsiri
    Quran Explorer
    The Holy Quran
    Kuran ve Bilim
    Kuran’ı Kerimin Fazileti
    Tarikat ve Rabıta
    İnanç ve İman
    Kütübü Sitte
    Ehli Sünnet Yolu
    İslam Anayasası
    Mezhep ve Mezhepler
    İslamda Temizlik
    İslamda Aile
    İslam ve Yaşantımız
    Dokunmayın Bacıma
    İslam Ahlakı
    Mubarek Geceler
    Düşmanımız Şeytan
    Yaşayan Hurafeler
    İslam Tarihimiz
    Şerefli Ecdadımız
    Ailede Eğitim
    Kadın Erkek İlişkileri
    Ema-ül Hüsna
    İslami İctihatlar
    Dini İbadetlerimiz
    İslamda 32- Farz
    İslamda Zekat
    İslamda Oruç
    İslamda Riba (Faiz)
    Kurban
    Hac Bahsi
    Cennet Yolu
    Haramlar
    Kıssadan Hisseler
    Kıyamet Alametleri
    Muhammed s.a.v
    Peygamberimizin s.a.v Ahlakı
    Peygamberler-1
    Peygamberler-2
    Sahabeler
    Dinler ve Peygamberler
    Abdest gusül Taharet
    40-hadis ve açiklamasi
    İslamı Yaşamayı Bilmek
    Tevhidin Hakikatı
    Rabıta Ve Nakşibendilik
    Hak Dostları
    Buluğül Meram
    Cennet ve Cehennem
    Dini Hikayeler
    Dinimizi Öğrenelim
    Düşmanımızı Tanıyalım
    Fi-zilail Kuran Tefsir
    Fıkıh Ansiklopedisi
    Peygamberimiz s.a.v Hayatı
    Resülullahın s.a.v Sevgisi
    Hadis-i Şerif Külliyatı
    Geylaniden Sohbetler
    İslamda Namaz
    İslamda Oruç
    İslamda Zekat
    İslamda Hac
    Kavram Çalışmaları
    Kültür Edebiyat
    Düşünce Fikir
    Yoldaki İşaretler
    Eğitim Yazıları
    Osmanlı Padişahları
    Sakıncalı Maddeler
    Millet-i İbrahim
    İlah Kavramı
    Rab Kavramı
    Din Kavramı
    İbadet Kavramı
    Dalalet Kavramı
    Fitne Kavramı
    Doğru Bildiğimiz Yanlışlar
    Riya Kavramı
    Atalar Dini
    Tevhid Kavramı
    Şirk Kavramı
    Küfür Kavramı
    Tağut Kavramı
    Fısk Kavramı
    Endad Kavramı
    Demokrasi Kavramı
    Hüküm Kavramı
    Cahiliye Kavramı
    Takva Kavramı
    Cihad Kavramı
    Tevekkül Kavramı
    Hidayet Kavramı
    Laiklik Kavramı

    BEKA YOLCULARI





    KURAN OKUMAYI ÖĞRENMEK İSTEYENLER BU ADRESE TIKLAYIN

    www.elifbaa.blogcu.com


    Tıkla KÜRE TV Seyret.


    TİMURTAŞ HOCA ÇIPLAK KADINLARIN HALİNİ ANLATIYOR

    Ramazan kendilerini o nûrefşân iklimde bulur.. ve Kurân'ın sağnak sağnak onların başlarına boşalttığı ruh esrar ve eltafla benliklerinin kurumaya yüz tutmuş bütün vadilerini sular.. bir baştan bir başa gönül dünyalarını tıpkı bir çiçek bahçesi haline getirir ve onları varolma zevkiyle coşturur. Onlar ürperir.. yer yer ra'şelerle kendilerinden geçer; zaman zaman da gözyaşlarıyla nefes alır aradan perdelerin kalktığını duyar onda bütün varlığın sesini duyabilenler ve onun derinliklerinde insan ruhuna ait korku ve ümit keder ve neş'e mûsikîsini birden dinleyebilenler anlar. O'nu sanki kendine inmiş gibi dinleyebilen zaman-üstü ruhlar Firdevs bahçelerinin renk ve güzelliğini Ramazan'ın şeffaflaştırıcılığı ve kalbin kadirşinas ölçüleriyle ele alıp onun derinliklerine yelken açabilen saf gönüller “fizik”i tamamlar maddenin gerçek muhteva ve değeri olur ve her şey perde arkası kıymetleriyle ortaya çıkar. Ve yine bu insanların çehrelerinde sanki gizli bir seziş bir doygunluk bir içtenlik ve îmanın altın zevkleriyle beslenmiş bir letâfet hiçbir şey konuşmasa o anlamlı tavırlarından endamlarından duruşlarından bu manâlar her zaman taşar gelir her yeni Ramazan'la bir kere daha tüllenen İlâhî marifeti ve O'nun kevn ü mekânlara dağılmış işaretlerini duyar ve sezer. Evet yaşlı-genç âlim-cahil bu birbirinden ayrı ve farklı gruplar üzerine saldığı sır dalga boyundaki bir kısım tayflar sayesinde kendine has tadı rûhu ve manâsıyla gönüllere öyle bir siner ki her şeyi kendi sırlarıyla bürüyen geceler o kadar mûnis ve tatlı inanmış simalar o kadar hisli ve derin bu gufrân ayına sînelerini açabilenler muvakkaten dahi olsa kederlerden birbir sıyrılıp cennet mutluluğunu duyabilirler.

    Ramazan Ayının Bereketi.

    14/8/2010 · Kategori: Dini Yazilar , Din

     

    Feyiz dolu bir ayın rahmet sağanağı altında ömrü bereketlendirmenin ilk günlerindeyiz Niyetlendik oruç/savm ibadetine Bir arada göremediğimiz mahallemizin farklı sima ve mizaçları ile omuz omuza namaza durduk

    Sohbetini ihvanlar meclisinde devam ettirmek isteyenler, çayla birlikte Kur’ân ayının mânâsı üzerinde mütalaa kabilinden demlendirdiler huzur veren konuşmaları Manevî gıdanın bolluğuyla bu özel sezon/ay içinde maddî rızkın da bereketi kat be kat artmıştı Beraberce, bütün aile fertlerinin eksiksiz olduğu uyku saatinde, gafletten uyanırcasına kalkılarak mahmur gözler açıldı


    Sahurun seher vaktinde kendine has en sakin ve rahmanîlik kokan masumiyetinde, midenin doyumuyla birlikte vücut sisteminin diğer organları da ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar İman mahallinden ulviyet fışkırmaya başlar Gönül sofrası hep açık kalır bu ayın kalbi mutmain eden ikliminde İnşirah bulur bütün hasseleri ile İbadetin ruhu olan ihlasla kelâm-ı kadime sarılır Tatlı bir halin zihni açık tutan en verimli saatinde mânâsını kavramaya, okuduğu İlâhî mesajları hazmetmeye çalışır Düşündüğü mânâlarla haşrolur Ramazan, hikmeti kucaklar sahurun en lâtif ve mânen temizlenilen saatinde Duâ ayında, Kur’ân’
    ın nazil olduğu hususiyetle, Allah’a iltica etmenin en safi ubudiyeti yaşanır

    Evde, cemaatle veya camiye giderek kılınan namazın artan feyzi, sevap kazandıran rahmet tecellîlerinin kutsiyetiyle, huzur-u daimîye mazhar eder Ya da evin manevî direkleri olan yaşlılar, olgunluğunu aşmış sabır ve sükûnet abideleri olarak uyumaya çekilirler Sözün iktisadı, konuşma orucudur Kulak sesin meşruiyetinde dinlemiştir hakikat incilerini

    Gün ortasında ve ikindide iki defa namazın huzuru ile tazelenir cami/cemaat şuuru Zikir sarar her duyguyu, düşünceyi ve bedeni Heyecanla aile/dost meclisi kurulmuştur mü’min otağına, ikram sofrasına Nimetleri düşünüp yerken, yemek duâsı için “Âmin” diyen sese yönelir herkes Akşam namazından sonra teravihe koşan bir heyecanla tekrar cemaate karışır

    - Birinci Kural:
    Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar.
    Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

    - İkinci Kural:
    Hak Yol' unda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
    Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil.
    Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil!

    - Üçüncü Kural:
    Kuran dört seviyede okunabilir.
    İlk seviye zahiri manadır.
    Sonraki batıni mana.
    Üçüncü batıninin batınisidir.
    Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

    - Dördüncü Kural:
    Kainattaki her zerrede Allah' ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescidde, kilisede, havrada değil, her yerdedir.
    Allah' ı görüp yaşayan olmadığı gibi, O' nu görüp ölen de yoktur. Kim O' nu bulursa sonsuza dek O' nda kalır.

    - Beşinci Kural:
    Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır.
    Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını.
    "Aman sakın kendini" diye tembihler.
    Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: " Bırak kendini, ko gitsin! "
    Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer.
    Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

    - Altıncı Kural:
    Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır.
    Sen sen ol, kelimelere fazla takılma.
    Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşk dilsiz olur.

    - Yedinci Kural:
    Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin.
    Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

    - Sekizinci Kural:
    Başına ne gelirse gelsin karamsarlığa kapılma.
    Bütün kapılar kapansa bile, O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar.
    Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var.
    Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.
    Dileğin gerçekleşmediğinde de şükret.

    - Dokuzuncu Kural:
    Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir.
    Sabır nedir?
    Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir.
    Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder.
    Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

    - Onuncu Kural:
    Ne yöne gidersen git, -doğu, batı, kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün!
    Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

    - Onbirinci Kural:
    Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz.
    Senden yepyeni taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

    - Onikinci Kural:
    Aşk bir seferdir.
    Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir.
    Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

    - Onüçüncü Kural:
    Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var.
    Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir.
    Tutup da ona hayran olmaya değil.

    - Ondördüncü Kural:
    Hakk' ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol.
    Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın.
    "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme.
    Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    - Onbeşinci Kural:
    Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür.
    Tek tek herbirimiz tamamlanmış bir sanat eseriyiz.
    Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır.
    Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

    - Onaltıncı Kural:
    Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır.
    Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir.
    Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir.
    Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaradılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne de layıkıyla sevebilirsin.

    - Onyedinci Kural:
    Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur.
    Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır.
    Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

    - Onsekizinci Kural:
    Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir.
    Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir.
    Şeytanı kendinde ara ; dışında başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir.
    Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.

    - Ondokuzuncu Kural:
    Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları.
    Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir.
    Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin.
    Yakında gül yollayacak demektir.

    - Yirminci Kural:
    Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir.
    Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

    - Yirmibirinci Kural:
    Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık.
    Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı.
    Farklılıklara saygı göstermemek kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk' ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

    - Yirmiikinci Kural:
    Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur.
    Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur.
    Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

    - Yirmiüçüncü Kural:
    Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret.
    Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki, ağlar perişan olur onun için.
    Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar.
    Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
    Aşırılıktan uzak dur.

    - Yirmidördüncü Kural:
    Mademki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi,
    atttığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir.
    İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile gene başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

    - Yirmibeşinci Kural:
    Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama.
    İkisi de şu an burada mevcut.
    Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında.
    Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

    - Yirmialtıncı Kural:
    Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes gözünmez iplerle birbirine bağlıdır.
    Sakın kimsenin ahını alma, bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma.
    Unutma ki dünyanın öteki ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir.
    Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

    - Yirmiyedinci Kural:
    Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir.
    Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır.
    Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
    Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et.
    Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak.
    Senin gönlün değişirse dünya değişir.

    - Yirmisekizinci Kural:
    Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret.
    Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi.
    Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz.

    - Yirmidokuzuncu Kural:
    Kader hayatmızın önceden çizilmiş olması demek değildir.
    Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir.
    Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir.
    Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir.
    Öyleyse ne hayatına hakimsin, ne de hayat karşısında çaresizsin.


    - Otuzuncu Kural:
    Başkaları tarafından kınansan, ayıplansan, dedikodun yapılsa hatta iftiraya uğrasan bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kötü laf etme. Kusur görme. Kusur ört.

    - Otuzbirinci Kural:
    Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı.
    Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir.
    Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp...
    Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız.
    Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar, kimimiz ise ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

    - Otuzikinci Kural:
    Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin.
    Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.
    Bilhassa putlardan uzak dur dost.
    Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma!
    İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

    - Otuzüçüncü Kural:
    Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun.
    İnsanın çömlekten farkı olmamalı.
    Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

    - Otuzdördüncü Kural:
    Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir.
    Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır, emin bir beldede yaşar.

    - Otuzbeşinci Kural:
    Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz.
    Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla.
    İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım sıdım ilerler kişi.
    Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

    - Otuz atıncı Kural:
    Hileden, desiseden endişe etme.
    Eğer birileri sana tuzak kuruyor zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur.
    Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sisitem karşılıklar esasına göre işler.
    Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
    O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz, Sen sadece buna inan!

    - Otuzyedinci Kural:
    Tanrı kılı kırk yararak titizlilke çalışan bir saat ustasıdır.
    O kadar dakiktir ki, sayesinde her şey zamanında olur.
    Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç.
    Her insan için biz aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.

    - Otuzsekizinci Kural:
    "Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazırmıyım?" diye sormak için hiç bir zaman geç değil.
    Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
    Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık.
    Her an her nefeste yenilenmeli.
    Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

    - Otuzdokuzuncu Kural:
    Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar.
    Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır.
    Hem bütün hiç bir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır merkezinde...
    Hem de bir günden bir güne hiç bir şey aynı olmaz.

    - Kırkıncı Kural:
    Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır.
    Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma!
    Ayrımlar ayrımları doğurur.
    AŞK'ın ise hiç bir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
    Başlı başına bir dünyadır aşk.
    Ya tam ortasındasındır merkezinde, ya da dışındasındır hasretinde.

    « Önceki ::

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
    Image Hosted by ImageShack.us

    OLMASI GEREKENLER


    Image Hosted by ImageShack.us


    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us

    MESAJ KUTUSU


    Image Hosted by ImageShack.us


    KURAN-I KERİM DİNLE





    Image Hosted by ImageShack.us


    Image Hosted by ImageShack.us

    HABERLER



    Image Hosted by ImageShack.us
    MANZARALAR
    Hergüne Bir Manzara Resmi

    CAMİ RESMİ
    Günün Cami Resmi

    uveysiyim.Blogcu.Com


    Image Hosted by ImageShack.us


    Blogcu.com uyarlama www.sablonmix.com